29 Kasım 2011 Salı

TİRE KAPLAN DAĞ RESTORAN

Bayramlarda çok kalabalık olmadığımız için ailemle bir yerlerde bayram yemeği yemek, bu yemeği bir gezmeyle süslemek hepimizi daha mutlu ediyor. İzmirin çevresinde gidecek çok yer olduğundan seçim yapmak güçleşse de biz senede bir kez de olsa Tire'yi tercih ediyoruz.
Bu bayram da Tireye gittik. Gene Salıya denk getiremeyip Salı Pazarını kaçırdım. Türkiyenin en iyi on pazarı arasında olan Tire Salı pazarına bir türlü gidemediğime inanamıyorum. Neyse doğası çok güzel olan Tireye yola çıktığımızda pamuk tarlalarının önünden geçtik, kızım pamuk tarlaları ile tanıştı. Güneşli bir kış günü, mis gibi bir hava...Tirenin Kaplan Köyünün olduğu Kaplan Dağındayız. Minik köyün sonunda Ege mutfağı ile ünlü restorana ulaşıyoruz. Restorana girmeden mini bir orman yürüyüşü yapıyoruz. Kızım böyle doğayla iç içe maceralara bayılıyor. Sonra restorana dönüyoruz. İçerisi tam bir dağ restoranı ambiansında, sobalar var, sıcacık, tavanda kabaklar asılı, manzara nefis...





Menüye göz atıyor ve seçimlerimizi yapıyoruz.

Önce kuzu kulağı ve taze kekik geliyor. Sonra güzel bir mevsim salatası. Meze servis arabasından seçtiklerimiz içinde cevizli lahanalı pazılı bir meze, cibes ve zeytinyağlı sarma var. Ara sıcak olarak keşkek geliyor. Çoook uzun zamandır İzmir'de olsam da otlardan uzak hayatıma otları katmaya çabamız iştahsızlıkla sonuçlanıyor. Mezelerin hiçbiri bizi sarmıyor:((( Keşkeği ve sarmayı da hiç beğenmiyoruz, keşkek dibi tutmuş tadında ve salçalı sosunu fazla buluyoruz, sarma da lezzetsiz.
Et delileri olarak otlu yaşamdan etli menülere zevkle geçiyoruz. Etlerimizden hepimiz çok memnunuz:)))

En son en güzel kısmına geçiyoruz; tatlılar: kaymaklı ekmek kadayıfı ve karadutlu lor peyniri.



Güzel bir gezi, güzel bir ambians, doyurucu ve neşeli bir bayram aile yemeği...

Tireye giderseniz yolunuzun bir kere olsun düşmesi gereken bir restoran...















28 Kasım 2011 Pazartesi

ÇERKEZ TAVUĞU



Annemin günü için ben de birşeyler yapmak istedim. Hem de gene adrenalini yüksek bir şekilde. Bu kadar kalabalık bir topluluğa hem de annemin arkadaşlarına hiç yapmadığım yeni bir şey ikram ederek:))) 2-3 gün çerkez tavuğu tariflerini inceleyerek kendime en uygun tarifi oluşturdum. İlk sefer yapmanın tecrübesizliğiyle yapım aşamasında biraz tereddütler yaşasam da son lezzet ve görüntü gayet iyiydi. Yaş ortalaması 60'ın üzerinde 10 bayana sorduk "yediğiniz çerkez tavuğu nasıl olmuş?" "çok güzel" cevabını aldık. Zaten mezenin tamamının bitmesinden de bu anlaşıldığı üzere bu sefer kızımın doğumgünü için 2.kez yaptım. İşte şimdi gönül rahatlığı ile tarifimi sunabilirim.

ÇERKEZ TAVUĞU
Gerekli Malzemeler:
1 adet ayıklanmış bütün tavuk, 1 adet kuru soğan, 1 adet patates
1.5 su bardağı ılık tavuk suyu
2 su bardağı dövülmüş ceviz
4 diş sarımsak
4 dilim bayat ekmek içi
1 tatlı kaşığı kırmızı toz biber
1-2 çay kaşığı tuz
üstünü süslemek için: bütün iç ceviz, acı toz biber, 3-4 yemek kaşığı zeytinyağı

Yapılışı:
1. Tavuğu derin bir tencerede üstüne çıkacak kadar suda, soyulmuş, dörde bölünmüş soğan ve patates ile birlikte haşlayın. (Soğan ve patatesi sadece tavuk suyuna daha da lezzet vermesi için kullanıyoruz,tavuk suyunu süzdükten sonra bunları kullanmıyoruz.)
2. İyice yumuşayan, haşlanmış tavuğu süzün, ılınınca derisini alın atın. Tavuk etlerini kemiklerinden ayırarak elinizle didikleyin. Tavuk suyundan 1,5 su bardağını ayırıp geri kalan tavuk suyuyla ekmekleri ıslatın ve kalanı da başka yemeklerinizde değerlendirmek üzere kaldırın.
3. Robotta çekilmiş ya da dövülmüş ceviz içi ile ıslatılmış ekmekleri, ezilmiş sarımsakları ve kırmızı biberi karıştırın. Tuzu ekleyin. Tüm bu karışımı tavuk etleriyle iyice karıştırın ve üzerine 1,5 su bardağı tavuk suyunu dökün tekrar karıştırın. Bir tadına bakın tuzunu az bulursanız biraz daha ekleyin.
4. Çerkez tavuğunu servis tabağına alın. Üzerine tavada azıcık kızdırdığınız zeytinyağıyla azıcık kırmızı biberi karıştırıp dökün. Cevizlerle süsleyin. Çerkez tavuğu aslında ılık servis yapılırmış ama ben misafirlere 1 gün önceden hazırladığım mezemi soğuk olarak servis yaptım.

Afiyet olsun.

Dip not 1: Fotoğrafta üstünde olan kırmızı meze; tarator.
Dip not 2:Artan tavuk suyu ile ilgili olarak; ben tavuk suyunun bir kısmını buzluk kaplarına dökerek dondurup gerektiğinde yemeklerimde bulyon olarak kullanıyorum.

TATLI BİR İLAN

Son yıllarda bazı firmalar verdikleri iş ilanlarında faaliyet alanlarına ya da aradıkları ünvana yönelik kullandıkları yaratıcı üslup ile diğerlerinden farklılaşmayı başarıyor.
İşte o güzel örneklerden biri...

İzmir İl Yöneticisi (Ref:ys05zmr)
Genel Nitelikler:
√ Eğitim hayatının kaymağını üniversite diplomasıyla yemiş,
√ Aperitif olarak 1-2 yıllık satış deneyimi olan veya işi mutfağında öğrenmek isteyen,
√ Kendine güveni ve ikna kabiliyeti ile parmak ısırtan,
√ Karın doyuracak kadar inisiyatif alan ve bireysel çalışabilen,
√ Şeflerine sipariş iletir gibi eksiksiz raporlama yapabilecek,
√ Diğer departmanlarla kuru fasulye pilav uyumu içerisinde çalışabilecek,
√ Meze olarak yaratıcı ve dinamik bir kişiliği olan, tatlı olarak güleryüzü bulunan,
İş Tanımı:
√ Restoranları ziyaret ederek sistemi tanıtacak, gelecek soru ve önerilere peynir ekmek gibi cevap verebilecek,
√ Restoranların sisteme katılma sürecini şef garson gibi takip edecek,
√ Kebap yapmayı sevmeyen, aksine aktif olarak yeni restoran ve lezzet araştırması yapacak, İzmir İl Yöneticisi arıyoruz.

27 Kasım 2011 Pazar

MODA BLOGGERLARINDAN İŞ YERİ GİYİMİNE DAİR RİCALARIM!


(resimler ALL dergisinden alınmıştır)

Yemek blogları kadar Moda bloglarını da ilgiyle takip ediyorum. Birçoğunu gerçekten çok beğeniyor ve paylaşımlarımızdan haz alıyorum. Yemek bloggerları ile moda bloggerları arasında bariz bir fark hissediyorum. Belki yemek bloglarının moda bloglarından sayıca fazla gibi görünmesinden kaynaklı bir fark bu. Moda bloggerlarımızın mutevazi, sakin ve yumuşak bir dille postlarını oluşturduklarını ve karşılaştığımız hiçbir kötü örneği ya da zevksiz bişeyi ele almadıklarını görüyorum. Ekranlardaki sivri dilli modacılar kadar olmasa da zevksiz bazı şeylere karşı net ve biraz agresif bir tavır takınmalarını bekliyorum bazen. Eskiden rüküş olarak algılanan stiller artık moda olmuş olabilir, tutucu kurallar yıkılmış ve birçok şey değişmiş olabilir ama değişmeyen bazı doğrular var...özellikle doğru mekanda doğru şeyi giymek en önemli şeyse moda bloggerlarının en çok bunun üstüne düşmesini bekliyorum. Hele de işyerinde...bugün bazı şirketlerde çalışanlara nasıl giyinmeleri konusunda danışmanlık hizmeti verdirenler var ama maalesef bu oran çok az. Yeni mezunların ofis ortamına kendilerini hazırlamaları ciddi bir süreç ve bu süreçt doğru seçimler yapmalarına yardımcı olmak gerekiyor. İşyeri kurallarına ve adabına uygun giyinen insan bulmak o kadar zor ki...neredeyse 8-10 saatinin geçtiği yerde insan göz zevkini bozan ya da adabı bozan saçma sapan bir kıyafete kesinlikle tahammül edemiyor. Burada moda bloggerlarına çok iş düşüyor. Çalışanların çalışmayanlar gibi alışverişe ve yaratıcı kombinler yapmaya vakitleri olmadığından onlara pratik çözümler sunulmalı.
işe ne giysem dendiğinde googledan çıkan cevaplardan biri de http://blog.markafoni.com/2011/10/27/toplantim-var-ne-giysem/ oldu ve çıkan sayfa ve kıyafet fotosu beni şok etti, bu fotomodelllerin buluştuğu bir toplantıya uygun bir kıyafet sunumu herhalde!!!! eee...tabii toplantının hangi sektörde ve firmada olduğu da önemli...iş kıyafeti deyip geçme ama bu da çok uç olmuş...genel geçer her yere uyar iş kıyafetlerine ne oldu?
Genel geçer iş kıyafetleri nedir, ne değildir? Çok basit cevapları vardır; genelgeçer: kumaş pantolon, kumaş etek, ceket, beyaz gömlek, sade takılar, vb.
ne değildir: şık bir parça ile kombinlenmemiş kot pantolon, hele de yırtık pırtık olanları, ta
transparan dantelli dekolteli seksapalitesi yüksek şeyler, tek omuzlu üstler, straplez üstler, pullu payetli kıyafetler, çok mini etekler, taytlar, çok yüksek topuklu ayakkabılar, şortlar, sandaletler, plaj terlikleri, vb.
Bugün televizyondaki ödüllü yarışmalarda bile kendini bilmez bir sürü insanın saçma sapan kıyafetlerle geldiği yerde ofiste şıklık beklemek fazla mı bilmem... Biz yemek bloggerları hangi davette ne sunulmalı,ne nasıl daha güzel ve özel olur adına elimizden geleni yapıyorsak çalışan insanın ne zaman ne giyeceğini öğrenmesi adına da bloggerlarımızdan destek bekliyorum. Hepinizi çok seviyorum...

KIZIMIN DOĞUMGÜNÜ-BARBİE PASTA VE ŞEKER HAMURU PASTA

Canım kızımın hafta içine gelen doğumgününü 2 kez kutladık, haftaiçi yemekli aile kutlaması, haftasonu ise gene evde arkadaşlarıyla ikinci bir parti.


İlk aile kutlaması için pastayı kendim yaptım, çünkü kızım öyle istedi. Pasta yapma konusunda ne kadar beceriksiz olduğumu henüz anlayamadı, çünkü komik ve çocukların ilgisini çekecek şekillerle yırtıyorum. Kelebek pasta, uğur böcekli pasta derken kızımın gönlünü fethetmenin verdiği gazla hiç yapmadığım ve benim için oldukça zor olan (ki gerekli pişirme malzemelerim de yok) barbie pasta yapmaya karar veriyorum.

Kakaolu pandispanya ve meyveli yapmak üzere yola çıkıyorum. Pandispanyayı pşiriyorum, durum fena değil. Ama barbienin eteğini yapmak için büyükten küçüğe kesmek beni bayağı zorluyor. Hadi kestim de pandispanyam o kadar da fazla ya da kabarık değil ki barbienin beline kadar çıkabilecek ölçüyü yakalayamıyorum, araya yaptığım muhallebiyi ve meyveleri koymama rağmen o yüksekliğe bir türlü ulaşamıyorum, barbienin belinden aşağıya bir güzel streçliyorum ve kek dağının ortasından sokmaya çalışıyorum ama o da ne!!!tabii ya her pasta yaptığımda başıma bişey gelmesi gerek, dağ etrafa yayılıyor, yanlara doru çöküyor, bende panik yok, nasılsa pastayı rezil ederken kurtarma konusunda tecrübeliyim, hemen barbieyi oturtuyorum, elimle kremalı meyveli pandispanyayı etrafına topluyorum, muhallebi dağılmadan toparlamama yardımcı oluyor. Son kalan kremaya da pembe gıda boyası katıp dış yüzeyini pembe kremayla kapatıyorum. üzerine de biraz pasta süsü...ta taaam...benden bu kadar. Pastayı masaya getirdiğimde kızımın yüzündeki şaşkınlık, mutluluk ifadeleri herşeye değer:)))


Tabii ki diğer büyük partiye pastayı kendim yapmak yerine profesyonel bir destek alıyorum. İlk kez bir şeker hamuru pasta siparişi vereceğim. Daha önce blogundan tanıdığım İzmirli Selda Ercanı İzmirli blog yazarı arkadaşlarım da tavsiye edince ona da istediğim konseptte bu pastayı yapmak düştü. Şerkendendüşler'in yaptığı pasta hem görsel anlamda hem de lezzet açısından tek kelimeyle kusursuzdu. İçi; ıslak kakaolu pandispanyası ve bol böğürtlen frambuazı ile eşsizdi. Çok teşekkürler şederdendüşler..






Her iki partiyle yoğun bir haftayı noktaladık, kızım için her doğumgününün böyle özel, sıcak ve coşku dolu geçmesini diliyorum, tabii tüm hayatının da!!!!

25 Kasım 2011 Cuma

NAZARKÖY- İZMİR'DE GÜZEL BİR KÖY GEZİSİ

















NAZARKÖY- İZMİR KEMALPAŞA....
2 kız arkadaş çocuklarımızı alıp düştük Kemalpaşa yollarına... Üçkuyular'dan çevreyolu ile yaklaşık 40-45km sürüyor Kemalpaşa..Kemalpaşa'dan 5 km ötede yer alan Nazarköy'de bir kız arkadaşımızla buluştuk. O bizi ağırladı Nazarköy'de. Sonbaharın tüm renklerini taşıyan doğa içinde güneşli ama soğuk bir gündü..Sobalı bir cafede şahane bir kahvaltı yaptık, eski iş arkadaşlarım olan kızlarla eski günlerdeki gibi neşeli ve çok sohbetliydik. Anılar, gelecek hayalleri ve çocuklarımız..artık her birimizin bir çocuğu vardı ve şimdi yan masamızda faaliyetleriyle coşuyorlardı!


Ali Dayı'nın Sofrasında kahvaltıdan kalkarken bir de ne görelim, ablamız kuzine üstünde bir sürü yemeği öğlen yemeğine gelecek müşterileri için hazır etmişti. Çok tok olmamıza rağmen güveçteki kuru fasulyeden canımız çekti ama almadık.


Sonra camdan boncuk yapılan ocağı barındıran cafeyi gezdik, cafede otururken bir taraftan cam boncuk yapımını da seyredebilirsiniz.

Küçük köydeki yürüyüşümüzde boncuktan yapılan aksesuarların satıldığı tezgahlardan oluşan mini çarşı ve farklı bir yerde bulunan Kıvırcık Boncukçusu vardı. Bir sürü boncuk aldık dizmek üzere...

Keyifli, doğayla iç içe, renkli ve değişik bir yer görmenin hazzı ile dolu bir gün...ama en güzeli kız arkadaşlarla geçen özel ve güzel bir gün...

24 Kasım 2011 Perşembe

PENTİ -SEN Bİ TANESİN!


Kipa Balçova'da Penti'nin Sevgililer günü kutlama kiosku(geçen Şubat)..


Penti çorap ambalaj içleri...





Penti'yi yılardır izliyorum. Çalıştığım sektörden olmasa da pazarlama taktiklerini severek takip ediyorum. İlk mağazalarını açtıklarında bunun çok ötesine gideceklerini hayal etmiştim. Gerçekten de hem ürün ağı hem de hedef kitlelerine yönelik noktalarda ürün gamının tümümün sergilendiği mağazaları ile çok güzel bir noktaya geldiler. En son reklam filmi ile de başarılarını daha üst bir noktaya taşıdıklarını sanıyorum.

Çocukluğumdan beri çorap delisi ve iyi bir koleksiyonu olan biri olarak pentinin birçok ürününe sahibim. Kardeşimle bir iddiaya girdik geçenlerde, ne istiyorsun dedi; penti çorap dedim! Aldığı safran sarısı opak çorabı ve bad girl dedikleri önü aşınmış gibi olan siyah çorabımı çok sevdim. Ama en çok ambalajın içine bayıldım. Moda dergilerindeki gibi çorapla kombinler yapmışlardı. Kombinlerden birini hemen uyguladığımı söylemeliyim.
Sanırım daha çok kombinler yapacağım! tabii 6 yaşındaki kızım da kendi özel koleksiyonunu ve kombinlerini oluşturmaya başladı:))))

Pentiyle ilgili Gizem'in sitesinde de çok güzel bir postu var.

Penti gibi markasına yatırım yapan birçok Türk markasının başarılarla yoluna devam etmesi dileğiyle...

ISPANAK BORANİ- ISPANAKLI MEZELERİN ŞAHI


Çocukken ıspanak yedin mi dersen evet yedim ama sulu yemeğini değil mezesini derim!!! Bence ıspanak yemenin en güzel hallerinden biridir Borani.

Borani her menüye yakışır. İster balık yanında, ister et ve tavuk yemeklerinizin yanında meze olarak ikram edebilir, ya da akşam misafirlerinize börek vs. yanında sunabilirsiniz.

İşte balık sofrası için bir sunum..


Borani
Gerekli malzemeler:
500g ıspanağın yaprakları
250g süzme yoğurt
3-4 diş sarımsak
1-2 çay kaşığı tuz
1 adet kuru soğan
4 yemek kaşığı sıvı yağ




Boraniyi iki şekilde yapabilirsiniz; soğanlı ve soğansız olarak.

1.hazırlama şekli: Ispanağı iyice yıkadıktan sonra teflon tencereye alın, kısık ateşte hiç su ilave etmeden ağzı kapalı olarak ıspanaklar diriliklerini kaybedene kadar pişirin. Pişen ıspanakların suyunu sıkın ve bıçakla çok ince olmadan iri iri kıyın.
Bir tavada sıvı yağda küp küp doğranmış soğanı kavurun. Soğanlar ölünce bu karışımı ıspanaklara ilave edin. Dövülmüş sarımsakları ve tuzu ilave edin, yoğurdunuzla iyice karıştırın.
Bir tadın, eğer tuzu az gelirse biraz daha ekleyin.
2.hazırlama şekli: eğer soğan sevmiyor ya da yiyemiyorsanız tavada soğanı kavurmadan, yani soğansız olarak haşlanmış ıspanak yaprakları ile sarımsak, tuz, az zeytinyağı ve yoğurdu karıştırıp hazırlayabilirsiniz.

Bir servis kabına aldığınız boraninizin üstüne zeytinyağı gezdirebilir ve acı pul biber serperek servis edebilirsiniz. Ben fotoğraflarda da görüleceği gibi bir balık menüsünde birini kırmızı turpla süslemiştim, birine de yumurtadan çiçek yapmıştım. Yumurtadan çiçek için yumurtayı haşlayın, kabuklarını soyduktan sonra beyazını eninden ortadan ikiye sarısına zarar vermeden kesin. Sarısını ortadan ikiye bölün ve mezenizin üzerine koyun. Beyazlarını yapraklar için kesin, ben bunu bir aletim var onunla yapıyorum. Maydonozdan sap ve yapraklarını yapın.

şık bir sunum, leziz bir meze...

Afiyet olsun.



5 Kasım 2011 Cumartesi

İYİ BAYRAMLAR...

Sevdiklerinizle neşeli, sağlıklı, huzurlu, kalabalık, bol paylaşımlı güzel bir bayram geçirmeniz dileğiyle...

Sevgiler...

4 Kasım 2011 Cuma

AŞÇILIK OKULU:)))





































Kızım ve kardeşimle bir yemek kursuna katılma projem var, sanırım o gün yukaridaki kadar komik karikatürize sahnelerle dolu olacaktır, umarım!




















27 Ekim 2011 Perşembe

EVDE ÇİÇEK EKMEK YAPTIM!

Kızım evde ekmek yapmamıza bayılıyor, ama bu ekmeği yaparken içine bal koyacağımızı öğrendiğinde yıkıldı. Bal yemeye hiç de gönüllü olmadığından "galiba bu ekmeği sevmeyeceğim" dedi ve maalesef de öyle oldu:(((
Ama biz büyükler sevdik. İşte misss gibi Zerrinciğimden aldığım çiçek ekmek tarifi:

ÇİÇEK EKMEK
Malzemeler:
3,5 su bardağı un(ben Söke ruşeymli un karışımı kullandım)
1 küçük paket kuru maya
2 çorba kaşığı bal
1 tatlı kaşığı tuz
2/3 su bardağı süt
1/2 su bardağı su
oda sıcaklığında beklemiş 50 gr tereyağ
1 yumurta sarısı
Susam ya da çörek otu
Hazırlanışı:
1- Unu ve tuzu geniş bir kapa koyup ortasını açın.
2- Su ve sütü hafif ısıtın ılık olmalı. İçine bal ve maya koyup karıştırın.
3- Tereyağ ve tüm malzemeleri unun ortasına koyup karıştırmaya başlayın. Kulak memesi kıvamına gelene kadar yoğurun. Eğer cıvık olursa un ekleyin.
4- Mayalanması için üstünü nemli bir bezle örtüp sıcak bir ortamda 1,5 saat bekletin.
5- Hamuru 7 parçaya bölün. Çiçek şekli verip yağlı kağıdın üzerine koyun. 30 dakika da o şekilde mayalanması için bekleyin.
6-Üstüne yumurta sarısı sürüp susam dökün, önceden ısıtılmış 180 derece fırında pişirin.
Fırına girmeden önce..


Fırından çıktığında...misssssss........ afiyet olsun.....

26 Ekim 2011 Çarşamba

MİNİ MİNİ ZEYTİNLER





Ülkemizin yaşadığı acılardan öyle derinden etkilendik ki hayatın tadı tuzu kalmadı.


Yazacak çok şey var ama blogun özüne sadık kalarak gene hoş cin(s)liklerden bahsetmek istiyorum, hayata tat tuz olsun! Umarım son acılarımız olsun!



İzmirdeki eski Home Store cafeler yeni adıyla %100 Mola cafelerde yemek öncesi gelen bu aperatif çok iştah açıcı değil mi! Bu mini zeytinleri insan yemeğe kıyamıyor ama sonra bir tane ağzına alınca çerez gibi yeniyor. Bu zeytinleri satın almak için henüz hiçbir yerde bulamadım. Bulur bulmaz alacağım.


Sevgiler...

13 Ekim 2011 Perşembe

İZMİR'DE NEREDE NE YENİLİR?




Haber Türk Gazetesinin yazın nerede ne yenir yazısını takip etmiştim, bizim ilimiz İzmirle ilgili önerdikleri yerler işte yukarıdaki gibi. Bunlara ekleyecek çok yer var tabii, yeri geldikçe blogumda sizlerle paylaşacağım. Sizlerin önerilerini de severek takip edecek ve deneyeceğim.

11 Ekim 2011 Salı

6 YAŞINDAKİ KIZ ÇOCUĞU YEMEK YAPABİLİR Mİ?HEM DE NASIL! İŞTE EV EKMEĞİ TARİFLERİ

Kızım; 6 yaşında,

yemek yemeyen iştahsız bir çocuk,

yaşıtlarına göre zayıf,

doktorumuzun esprilerine maruz kaldım "annesi gurme, kendi yiyor sanırım, adamla çocuğa bak, sıska!!!

geniş kelime dağarcığına ve evdeki geniş menüye rağmen 5 yaşındayken bulgura sarı pilav, ezo gelin çorbaya izabelin, fındığa tohum diyen bir çocuk...

ama annesi mutfağa meraklı olur ve çocuğunu her işe dahil ederse, gazetede bir çocuk doktoru ile yapılan röportajda 4 yaşındaki bir çocuk kendi başına kek bile yapabilir diye bir şey okuduysa..

anaokulunda çocuğa evde yapılan herşey, annelerimizin yaptığı her şey daha güzeldir diye öğretilirse...


pizza aşığı kızımla evde tavada pizza yaptıkça...
evde yapılan şeylerin duşarıdakilerden hazırlardan çok leziz olduğunu gördükçe...
Çocuk başlar yemek yapmaya...
İşte kızımla benim yeni mutfak hikayemiz böyle başladı...
Küçük prensesime hem deşarj olabileceği bir hobi, hem kendi yaptığı için yiyeceği deneyeceği bir ortam böyle yarattım.

Geçen sabah ilk yemeğini yaptı; hiç karışmadım, tüm malzemeleri kendi koydu, sadece kahverengi bordo ince et verir misin dedi, bir düşündüm ne olabilir diye, hani senin en sevdiğin şey deyince...pastırma istiyordu! eyvah pastırma diyemiyorsa yapacağı şey acaba neye benzeyecekti???
Un, yumurta, dilimlenmiş sosis ve pastırma, beyaz peynir ve yeşil zeytini karıştırdı. Karışımı bana verdi, sanırım omlet yaptım, tavada benim için pişirir misin dedi. Allahım omletimi onu mu yiyim??
Pişirdim öyle güzel olmuştu ki!

Sonra ben de ekmek yapayım diyince o da kendi ekmeğini yapmaya kalktı!İşte 38 yaşndaki annenin CEVİZLİ RUŞEYMLİ FIRIN EKMEĞİ ve 6 yaşındaki kızının SALÇALI YUMURTALI EKMEĞİ.

CEVİZLİ RUŞEYMLİ EKMEK:
Un paketinin üzerindeki sade ekmek tarifi üzerine ceviz ekleyerek yaptım.
Ben Ruşeym ilaveli söke un 500g, 1/2 paket kuru maya, 1/2 çay bardağı çekilmiş ceviz, 1 tatlı kaşığı tuz ve 1 su bardağı su kullandım. Ele yapışmayan bir hamur yaptım. Fırın tepsisine kağıt serdim, hamuru üzerine koyup 40 derecede fırında fırın tepsisinde 20 dakika daha beklettim. Sonra dışarı çıkarıp üzerini nemli bir bezle örtüp 20 dakika daha beklettim. Hamurum artık kabarmıştı, hamurdan bir parça ayırıp tek kişilik kalıba koydım diğer hamura da tepsi üzerinde şekil verdim, üzerine susam ve çörekotu serptim. Önceden 210 derecede ısıtılmış fırında üzeri kızarıncaya kadar pişirdim.








SALÇALI YUMURTALI EKMEK (6 yaşındaki kızımın kendi tarifi)
Ben ekmek yaparım da kızım durur mu? Ben sana kırmızı ekmek yapacağım dedi!!!
Un, süt, yumurta, tuz, beyaz peynir, hamur kabartma tozu ve salçayı karıştırdı. Cıvık bir hamurdu. Sonra onu yağladığım fırın kaplarına koyduk, işte sonuçlar!!!
Çoook lezizdi!


10 Ekim 2011 Pazartesi

TÜRK KAHVESİ KEYFİ-SHAZİLİ HAZIR KAHVE İLE





Kahve deyince benim için akan sular durur. Kahvenin olduğu yerde muhabbet, kızsal analizler, işsel çözümlemeler, haber alma, rahatlama, soluklanma, mola, gelecek vaatleri, umut ve yaratıcılık vardır. Hangi içecek bu kadar pozitif enerjiyle bunları yaptırabilir ki!!


Ama bir de yokluğu vardır ki bu kadar faydadan mahrum kalır, esip gürlersiniz fayda yok..patron ya da İK Müdürünüz yasaklamış kahveyi, masrafları kısmak için ilk çare.. ya da sırf müdürlere ikram edilecek, ama sizin müdür olmanıza daha çoook var, kahvesiz hayat geçer mi??? sırf kahve içecem diye tüm diğer yıkımlarını göze alarak her seferinde patronun odasına gidilmez ki, ya da sürekli toplantılara katılmayı ümit ederek..


İşte bence iş dünyanıza renk katacak bir alternatif; Shazili Türk Kahvesi!!! haaa..sizin ofiste zaten türk kahvesi servisi varsa siz zaten doğuştan şanslısınız. Ama bir de bir arkadaşınız var ki lise son sınıfta hala türk kahvesi yapmayı bilmeyip de yıllarca anılarda türk kahvesi yapmayı bile bilmiyordu diye yer ederek konuşulmaktan kurtulacak! Hemen bir kahve fincanı sıcak suya bir poşet hazır kahveyi dök, karıştır, iç...


Ben geç keşfetmişim, niye mi denedim, yukarıdaki sbeplerden hiçbiri, annem aynı Hisarönü'ndeki(Kemeraltı Çarşısı) kahve kadar leziz, köpüklü deyince... denedik, beğendik... sadesi var,şekerlisi var, (Tansaşlarda 0,35TL/adet) . Tavsiye ederim.


Ne kahve, ne kahvehane, gönül muhabbet ister, kahve bahane!




7 Ekim 2011 Cuma

KIZ ÇOCUĞUNA DEĞİŞİK NE ÖREBİLİRSİNİZ?KEDİLİ KAZAK-KIZIMIN EN SEVDİĞİ ÖRGÜ MOTİFİNİ BULDUM!!!

Kış gelmek üzere, İzmirde henüz tatlı bir sonbahar var, bu bir ay daha sürecektir. Ama soğuklar geldiğinde minikleri tatlı sıcak bir süprizle ısıtmaya ve sevindirmeye ne dersiniz? Geçen kış annemin 5,5 yaşındaki kızım için ördüğü bu kazak hem onun hem de diğer herkes tarafından öyle bir tezahüratla karşılandı ki sizlerle bir kış sonra paylaştığıma üzgünüm!!! Şablonu nette yabancı bir siteden buldum, böyle orijinal şablonlar bulmak çoook zor oluyor, elinizde varsa paylaşırsanız sevinirim.



Yaşına göre giyinmeyi seven biri olarak ben de bu motiften istiyorum diyerek kendimi genççççç ilan ediyorum!!


Annneciiiiim bana da bundan ör lütfen!!!!












3 Ekim 2011 Pazartesi

HİNDİSTAN CEVİZLİ KURABİYE(ROKOKO)

Emine Beder'in tariflerinden biri olan bu kurabiyeyi ilk kez yazın kızımla beraber yaptık. Kurabiyeler çok leziz oldu.

HİNDİSTAN CEVİZLİ KURABİYE(ROKOKO)
Malzemeler:
125g tereyağı veya margarin(oda sıcaklığında)
2 yumurta
1 paket mısır nişastası
1 su bardağı toz şeker
8 çorba kaşığı hindistan cevizi(6 kaşığı hamurun içine, 2 kaşığı kurabiyelerin üzerine serpmek için)
5-6 çorba kaşığı un
1 paket hamur kabartma tozu
2 paket şekerli vanilin
Yapılışı:
Hamur yoğuracağınız kabın içine yumuşamış yağı, şekeri, 6 çorba kaşığı hindistan cevizini ve yumurtaları alıp krem haline gelene dek yoğuralım. Mısır nişastasını, unu, kabartma tozunu ve vanilinleri ilave edip hamur haline gelene dek yoğuralım. Hamurdan iri ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp yuvarlak şekiller verelim. Üstlerine hindistan cevizi serpelim. Hafifçe yağlanmış veya kağıt serilmiş fırın kabına dizerek ön ısıtılmış fırında 190derecede kurabiyelerin altları ve üstleri açık pembe renk alana kadar pişirelim.








Kızım türk kahvesi keyfi yapmaya bayılıyor, keyifçi annesine çekiyor gün geçtikçe... bir de şeker fal bakıyor anlatamam... insanın kızı olması ne güzel, şükürler olsun.


27 Eylül 2011 Salı

LİMONLU KEK


Kardeşim ilk çıktığında Carte d'Orun Limonlu Kekini pişirdiğinde hem ben hem de kızım bu lezzete bayıldık! Ama bu sefer ev yapımı pişirmek isteyince adı da limonlu kek olan blogdan tarif almanın doğru olacağını düşündüm. Bu kekim de beğenildi(mis gibi kokuyor, nefis bir aroması var gibi yorumlardan anladım:)))ama başka tarifleri de denemek için diğer limonlu kek tariflerinizi de bekliyorum.

LİMONLU KEK
Gerekli malzemeler:
3 yumurta
1.5 su bardağı şeker
2.5 su bardağı un
1 su bardağından biraz az süt
1/2 su bardağı ayçiçek yağı
1 adet limon (daha yoğun limon aroması için orijinal tarifteki 1 limon yerine 2 limon kullanın derim)
1 paket hamur kabartma tozu
1 paket şekerli vanilin
Hazırlanışı:
Fırınızı 175 dereceye ısıtın. Bir kapta şeker ve yumurtaları çırpın, sonra üzerine un, ayçiçek yağı, şekerli vanilin ve kabartma tozunu ekleyerek karıştırın. Ayrı bir yerde limonun kabuğunu rendeleyin, suyunu da sıkarak bir su bardağına koyun. Limon suyunun üzerine bir su bardağını tamamlayacak kadar süt ekleyin. Bu iki malzemeyi de karışıma ekleyerek topak kalmayıncaya kadar karıştırın. Yağlanmış kalıba karışım dökerek 40-45 dakika pişirin.
Afiyet olsun.

Dipnot:Ben kek karışımını ikiye bölerek 2 ayrı sığ fırın kalıbında pişirdim, o yüzden fotoğraftaki kekim ince.

24 Eylül 2011 Cumartesi

KAHVALTILIK PUFLAR



Bu tarifi yıllar önce http://www.eliminemegi.blogcu.com/ almışım. Denemek bugüne nasip oldu. Bu pişiye benzer bişey. 6 yaşındaki kızım yaptı, kalıplarla da kesip kahvaltıda leziz ve güzel bir sunum yaptık.



KAHVALTILIK PUFLAR
Gerekli malzemeler:
Yarım çay bardağı sıvı yağ
2 çay bardağı süt
1 yumurta
1 paket hamur kabartma tozu
1 çay kaşığı tuz
Aldığı kadar un
Kızartmak için sıvı yağ

Yapılışı:
Bir kapta tüm malzemeleri karıştırın. Unu ekleye ekleye kulak memesi yumuşaklığında bir hamur elde edin. Tezgaha biraz un serperek hamurunuzu orta kalınlıkta açıp kalıplarla kesin.
Kızgın yağda kızartın.
35-40 adet puf çıktı(hepsi fotoğrafta görünmese de:))))
Afiyet olsun.

1 Temmuz 2011 Cuma

MAŞ FASULYESİ SALATASI




Maş Fasulyesi Salatası için malzemeler:
1 su bardağı maş fasulyesi
1 tutam maydanoz
2 sap taze soğan
Nar ekşisi
Zeytinyağı
Tuz, kimyon


Yapılışı:
Maş fasulyesini aynı mercimek gibi haşlayın. Bir kaseye boşaltın. Üzerine doğranmış maydanoz ve taze soğanları ekleyin. Nar ekşisi, zeytinyağı ekleyin. En son tuz, kimyon ekleyip karıştırın.

Ben kenarlarını kırmızı biber dilimleri ile süsledim.


Afiyet olsun.

DENİZALTI CAFE URLA-İzmir'de Kahvaltı Mekanları









Tanju Okan Parkı'nın hemen yanındaki eski derme çatma barakayı uzun zaman önce şık bir cafeye dönüştürdüler, geçen seneden beri sık sık gittiğimiz bu mekandan anca sözedebiliyorum. Yenilenişi ile müşteri portföyü de artan cafede soğuk havalarda içeride Tanju Okan resimleri arasında, güzel havalarda da hemen denizin dibinde güzel bir kahvaltı yapabilirsiniz. Menüde değişik bir spesiyal olmamasına rağmen çeşitlilik tatmin edici. Ancak açıldığı günden beri servis sorununu çözememeleri buranın en büyük dezavantajı. Gene de bu uzun servis süresi öngörülerek gidilebilir.


24 Haziran 2011 Cuma

MUHALLEBİLİ KADAYIF TATLISI




Gerekli malzemeler:


250 g kadayıf

1 küçük çay bardağı şeker

2 yemek kaşığı tereyağ

1 su bardağı kırılmış(iri çekilmiş) ceviz içi




Muhallebisi için:

1 litre süt

6 tepeleme yemek kaşığı un

1 su bardağı şeker

3-4 parça damla sakızı



1 poşet krem şanti

1 su bardağı süt



Yapılışı:

Kadayıfı 10-15 dakika buzlukta tutup hafif dondurduktan sonra temiz bir poşetin içine koyun. Tezgahınızın üstünde poşetin üstüne bastırarak kadayıfları ufalayın. (Bir ekmek kesme tahtası üzerinde bıçakla kıymaya kalkarsanız etrafa çok sıçrayacaktır, bu yüzden poşette ezmenizi tavsiye ederim.)


Büyük bir tavada tereyağını eritin. Kadayıfları tavaya ekleyip orta ateşte hafif kahverengi oluncaya kadar karıştırarak kavurun. Üzerine toz şekeri ekleyip 1 dakika daha kavurduktan sonra ocaktan alın. Dibi tutmaması, yanmaması için kadayıfı ayrı bir kapta soğutun. Soğurken cevizleri ekleyip karıştırın.


Bu arada muhallebiyi yapalım. Orta boy bir tencerede orta ateşte tüm muhallebi malzemesini çırpma teli ile sürekli karıştırarak koyulaşıncaya kadar pişirin. Ateşten alın soğumaya bırakın.


1 bardak süt ile krem şantinizi hazırlayın. Krem şantiyi ılınan muhallebinin içine dökerek tekrar çırpın. Muhallebiniz hazır. Bırakın iyice soğusun!


Bir cam kaba (ben 31x20cm'lik oval borcam kullandım) kadayıfın yarısını dökün, üzerine muhallebinin tamamını yavaşça döküp düzeltin. Kalan kadayıfı da üzerine serip buzdolabına yerleştirin.



İyice soğuduktan sonra dilimleyerek servis yapın.



Afiyet olsun!






4 Haziran 2011 Cumartesi

SOSLU TAVUK BUDU- Knorr'la

Daha önceki işim dolayısıyla soslar konusunda oldukça uzmanlaşmış ve sosların kilo aldıran tüm kalleşliğine rağmen damağımı sossuz bırakamaz olmuştum. Bu bol sos'lu dönemden kendimi ancak hamileyken sıyırabildim, o çok sevdiğim sosların ancak bazılarının yerine ev yapımı olanları koyabildim. Hele de kızım olunca hazır soslarla arayı bayağı açtım. Bu son dönemde kaçırdığım sos maceralarını yakalayabilme adına geçen gün marketten 2 tane Knorr sosunu seçtim aldım.



Öncelikle yukarıdaki ambalaj beni çok etkiledi, sosu ayrı, fırın poşeti ayrı paketlenmişti, bu makineyi görmek isterdim doğrusu. Sonra yapması çok kolaydı, bekarlar veya yeni evliler için süper kolaylık.
Ama en güzeli fırından mutfağa ve oradan tüm eve yayılan o miiss gibi kekik kokusuydu. Pişmesini zor bekledim. Servis tabağına aldığımda tavuk butları şahane görünüyordu, keşke buna da fotoğrafım daha iyi şahit olsaydı....
Sınıfı benim kriterlerime göre geçen bu sos konusunda en ilginç dip not: asla sostan hoşlanmayan eşim bu butlar nasıl olmuş böyle, nefis dedi!!!
Eline sağlık Knorr, ikinci aldığım sosunu denemek için sabırsızlanıyorum.