19 Eylül 2012 Çarşamba

ŞİMDİ BU KAHVE FİNCANI MODA


Yaz başında İzmir'den Kuşadası'na giderken Selçuk'ta çöp şiş yemek için durduk. Çöpşişten sonra kahvemiz yukarıdaki fotoğraflarda gördüğünüz gibi ikram edildi. Çok beğendim. Sonra Kemeraltı'nda bu fincanların satıldığını hatırladım, evet hala satışta ve oldukça popüler idiler... Dilerseniz Kızlarağası Hanından edinebilirsiniz.

7 Eylül 2012 Cuma

KİRPİ KURABİYELER

Bu kurabiyeleri mayıs ayında yaptım ama araya yaz girince post yapmayı da ihmal edince eskiler böyle bir bir sıraya girdi.
Kızımın sınıf projesi hayvanlardı, çalışıp anlatacağı 5 hayvandan biri kirpiydi. Ben de o projesini anlatırken arkadaşlarına kirpi şeklinde kurabiye ikram etmesinin hoş olcağını düşünüp bu işe girdim.

Bu tarifi aldığım
http://acemisef.blogspot.com/2007/11/sevimli-kirpi-kurabiyeler.html acemi şefe yazılan bazı yorumlarda fırında kirpilerin yayıldığı vs gibi problemli yorumlar da vardı ama ben daha çok hamuru tutturmak ve kıvama getirmek için uğraştım.
Kirpi kurabiyeler
12-14 adet kurabiye için
Hamur Malzemeleri:
(benim tutturamadığım tarif)
4,5 çay bardağı un
135 gr. oda ısısında margarin veya tereyağı
5 tepeleme çorba kaşığı pudra şekeri
1 yumurta akı
2 çay kaşığı şekerli vanilin

Tüm malzememizi yoğurup 4-5 parçaya ayıralım. Buzdolabında 1 saat dinlendirelim. Süre sonunda her bir parçayı dolaptan tek tek çıkarıp şekil vereceğiz çünkü hamurumuzun şeklini kaybetmemesi için soğuk olarak fırına girmesi gerekiyor.

Fırınımızı 175 dereceye ısıtalım. Dolaptan aldığımız hamur parçasından ceviz kadar bir parça koparalım. (Hamuru ne kadar küçük şekillendirirseniz içi o kadar iyi pişer) Bu parçayı bir ucu sivri olacak şekilde yuvarlayalım.

Sivri ucu makas ile(ben büyük mutfak makası ile yaptım)kirpinin ağzınını oluşturmak üzere yatay olarak keselim. Üst kısmından bir miktar boşluk bıraktıktan sonra (surat kısmı olacak) yine makasımızla hamuru kirpinin dikenlerini oluşturmak üzere yanyana keselim. Bu işlemi hamurun üst yüzeyi boyunca tekrarlayalım.


Hazırladığımız kirpinin göz kısmını oluşturmak üzere varsa iki adet boncuk şekeri (ben damla çikolata koydum)hamurun ön kısmına koyup, elimizle birbirine doğru yaklaştırarak bastıralım. Göz için kuş üzümü, çörek otu, damla çikolata vs. de kullanabilirsiniz. Hazırladığımız kirpileri ısınmış fırına koyalım. Üzerleri pembeleşene kadar pişirelim. Daha sonra fırından hemen çıkarıp soğumaya bırakalım.


Kızım ve arkadaşları bu kurbişlere bayıldılar, uğraştığıma değdi doğrusu....






10 Ağustos 2012 Cuma

VİŞNELİ ÇİKOLATALI MUFFİN

Yazın en güzel zamanı... sıcaklar, annemin yokluğu ve üzücü gündemler boğacak gibi oluyor ama yaşama
dört elle sarılma zamanı...Şimdi vişne zamanı; vişneleri ayıklarken hiç bişey düşünmeden sadece buna odaklanmak, üstü kırmızı beneklerle dolmuş küçük kızımı  seyretmek ve vişneli tatlar düşleme zamanı...
Vişneleri ayıklayıp buzluğa attım mı tamam, vişneli votkayı bayrama yetiştirmeliyim, Ebru ve Defne'ye de vişneli muffini yetiştirdim mi benden mutlusu yok!
Sonra mı?
Ben böyle güzel muffin yemedim, ben bu sohbete doyamadım, eski arkadaşlar gibisi yok, bayramda vişneli votka içeceğiz, kışın muffin için buzlukta dondurulmuş vişne stoğum var yupppiiii zamanı!

İşte o eşsiz muffinler:

VİŞNELİ ÇİKOLATALI MUFFİN
15 adet için:
Gerekli Malzemeler:
2 yumurta,
3 fincan toz şeker,
3 fincan sıvıyağ
2 fincan yoğurt,
6 fincan un,
1 paket kabartma tozu,
Arzu edildiği kadar damla çikolata
1 kase çekirdeği çıkarılmış vişne ( dondurulmuş olabilir )
Hazırlanışı;
Öncelikle şekeri ve yumurtayı iyice çırptıktan sonra, üzerine yağ,elenmiş un, yoğurt ve kabartma tozunu katıp karıştırın. İçlerine muffin kağıdı konmuş kalıpların en altına birer vişne tanesi koyup her birine birer kaşık hamur koyun. Sonra yine her birine birer vişne daha koyup, kalıpların dörtte üçünü hamurla doldurun. Son olarak en üstlerine istediğiniz kadar damla çikolata serpin. Bu ölçülerden tam 15 adet çıkıyor. Önceden ısıtılmış 180'deki fırında üstleri kızarıncaya kadar pişirin. Yaklaşık 25-30 dakika kadar sürüyor. Pişip pişmediklerini muffinlere kürdan batırarak kontrol edin. Batırdığınız kürdana hamur bulaşmıyorsa muffinler pişmiş demektir. Fırından çıkan muffinler tamamen soğuduktan sonra servise hazırlar. Afiyet olsun...




25 Mayıs 2012 Cuma

TUT KOPAR-KURU ÜZÜMLÜ COOKIE

Bu kurabiyeler komşum Deryaların ve Birsen Hanım'ın evinde en sık yapılan kurabiyelerdenmiş. Bana bu kurabiyelerden yapıp getirdiklerinde hemen tattım ve ben de çoook beğendim. İşte onların tarifi:

Birsen Hanım'ın Tut Kopar'ı






Derya'nın Tut Kopar'ı (o sade-kuru üzümsüz yapmıştı)


TUT KOPAR (KURU ÜZÜMLÜ KURABİYE-COOKİE)
Gerekli malzemeler:
1 paket margarin(oda sıcaklığında erimiş)
1 çay bardağı sıvı yağ
1 yumurta
8 yemek kaşığı toz şeker
1 paket hamur kabartma tozu
1 paket şekerli vanilin
Aldığı kadar un (yaklaşık 2 su bardağı kadar)
1 avuç kuru üzüm
Yapılışı:
Tüm malzemeleri karıştırıp en son kuru üzümleri ekleyiniz. Sonra elinizle fırın tepsisine 1 tutam koyup ön ısıtılmış fırında üstü kızarıncaya kadar pişirin.

Afiyet olsun

















































21 Mayıs 2012 Pazartesi

LİMONLU& KURU ÜZÜMLÜ KEK

Listelerden çok hoşlanırım, alınacaklar listesi, yapılacaklar listesi, seyredilecek filmler listesi, vs.
Üniversitedeyken andaç için "mezun olmadan önce yapılacaklar listesi" hazırlamıştım.
Hal böyleyken yaşım 35'i geçmiş de olsa TUBA TEZCAN'ın "35 yaşına gelmeden önce yapman gereken 101 ŞEY" adlı kitabına göz atmadan edemedim. Kitabın arkasında "Günün birinde yapmadıklarınızdan dolayı keşke dememek vakit varken elinizi çabuk tutup hayatın mutlu anlarını ıskalamamak için bu 101 maddeye kulak verin deriz" diyor.Kolay okunan ve benim ilgimi çekmeyi başaramayan bir kitap da olsa benim gibi liste severler için bir özetini hazırladım. Şükür ki sıradan bir liste. Yapabilirsiniz:))))
Ruhunuza macera katmak için:
Seyahat edin.
Uzun bir deniz yolculuğu yapın.
Dağa tırmanın.
Balık tutun.
Trenle seyahat edin.
Kaplıca veya spaya gidin.
Yunuslarla yüzün.
Paraşütle uçun.
Scuba dalış yapın.
Motosiklet sahibi olun.
Soyağacınızı araştırın.
Ata binin.
Değişim
Hayvanlardan korkmaktan vazgeçin.
Giyiminize özen gösterin.
Baba evinden ayrılın.
Hayalini kurduğunuz şehre yerleşin.
Dünyanın 7 harikasını görün.
Bir müzik aleti çalın.
Serginizi açmak için kolları sıvayın.
Yeni bir dil öğrenin.
İçsel seyahatinizde zevkleriniz:
Korkularınızla yüzleşin.
Aydınlanma sınırını aşın.
İletişimde iyi olun.
Sırlarınızı paylaşın.
Mutlu etmeyi öğrenin.
Tanrı’ya bir mektup yazın.
Kalbinizi açın.
Hayal kurun.
Kötü alışkanlıklarınızdan kurtulun.
Mütevazı olun.
Kimseye eziyet etmediğinizden emin olun.
Kendinizi sevmeyi öğrenin.
Makul ve sakin bir yaşam planı yapın.
Bir zanaatkarla dost olun.
Kendiniz olun.
Kendiniz olun ama yaşamı da unutmayın.
Mesleğinizde üst basamaklara çıkın.
Bebek sahibi olun.
Çocuğunuza oyun arkadaşı olun.
Paylaşmak için etrafınıza bakın.
İhanet edeni tanımayın.
Aşık olun.
Ay ışığında dans edin.
Sevgilinizle tek külahtan kaymaklı dondurma yiyin.
Sevgilinizi ne pahasına olursa olsun mutlu etmek için çok pahalı bir yemek ısmarlayın.
Arabanızla bilmediğiniz yerlere gidin.
Çevre dostu olun.
Ağaç dikin.
Her gün sevgilinize söyleyebileceğiniz yeni sözler bulun.
Uzun süren bir ilişki yaşayın ya da eşinizi seçerek evlilik teklifi yapın.
Seremonilere, törenlere zaman ve para harcamayın.
Çocuklarınız yapmadıklarınızı yapsın.
Çocuğunuza edebiyatı sevdirin.
Ağlamak geliyorsa içinizden ağlayın.
Yürüyüşler yapın.
Yogaya başlayın.
Ağaca tırman, rüzgarın sesini dinle.
Çadır kampı yapın.
Parka gidin.
Gölde, akarsuda taş sektirin.
Sularda serinleyin.
Şelalenin altında yüzün.
Yağmurda yürüyün, ıslanın.
Uçurtma uçurun.
Çimlerde çıplak ayakla yürüyün.
Lunaparka gidin.
Örgü örün.
Pencereden dış dünyayı izleyin.
Kitap okuyun, kendi kitaplığınız olsun.
Sizinle aynı adı paylaşan bir çiçek olsun.
Sevdiğinizle evde oteldeymişçesine konforlu, eğlenceli zaman geçirin.
Hoşlanmadığınız kişilere negatif duygular beslemekten vazgeçin.
Hiç konuşmayacağınız bir gün yaşayın.
Tutkularınızın listesini yapın.
Sizi üzen birine siyah bir mektup yazın.
Sevdiğiniz birine pembe bir mektup yazın.
Kendinize ileride okumak üzere mektuplar yazın.
Star Wars’u izleyin.
Sevgilinizin ayakkabısına post-it’le not koyun.
Günlük yazın.
Mutfağa beraber girerek yemek hazırlayın.
Saç renginizi değiştirin.
Tv’yi kapatın ve sohbet edin.
Dostoyevski okuyun.
Çok eski bir dostunuzun izini sürün.
Şiir yarışmasına katılın.
Kitaplığınızı paylaşın.
Masal okuyacak birini bulun.
Hemen unutacağınız yeni bir şey öğrenin.
Sevmediğin bir konunun seminerine katılın.
Sevdiğiniz şarkıların listesini çıkarın.
Sevmediğiniz yemekleri yapın.
Gardrobunuzda sevmediklerinizi tutmayın, atın.
Kilonuzu kontrol altına alın.
Her şeye öfkelenmeyin.
Hangi yanlarınızdan hoşlanmıyorsanız listesin yapın.
Sahip olduklarınızı kaybetmekten korkmayın.
Bir ay da olsa maaşınızın tamamını çocuklara harcayın.
Mutsuz olmak için nedenleriniz nedir?
Stresi ve kaygıyı kovun.
Hoşlanmadığınız ilişkileri yürütmeyin.


Gelelim Emine Beder'den aldığım Lİmonlu Kek Malzeme Listesine:

Malzemeler:
3 yumurta
1 su bardağı sıvı yağ
1 su bardağı yoğurt
3 su bardağı un
2 su bardağı şeker
1 paket kabartma tozu
2 paket vanilya
1 limon kabuğu rendesi
1 çorba kaşığı limon suyu
1 su bardağı kuru üzüm
Yapılışı:
Yumurtaları şekerle birlikte beyazlaşıp köpürene dek çırpalım. Yoğurdu, sıvı yağı, limon suyunu ve limon kabuğu rendesini ekleyip yarım dakika daha çırpalım. Elenmiş unu, kabartma tozunu, vanilyaları ekleyip mikserin düşük ayarı ile veya çırpma teli ile karıştıralım. Kalıbı yağlayın(ben 26cm'lik yuvarlak borcam kullandım). Hamurun göz kararı üçte birini kalıba boşaltın. kalan hamura kuru üzümleri ilave dip karıştırarak üzerine boşaltın. 170 derece ısılı fırında pişirin.
Afiyet olsun.

Not: son zamanlarda yediğimiz en güzel keklerden biriydi, fotoğraf için anca bir dilimi kurtarabildim!
Tavsiye ederim.

17 Mayıs 2012 Perşembe

FIRINDA TAHİN HELVASI

Bir balık sofrasına yemekten sonra en yakışan tatlılardan biri tahin helvasıdır. Tahin helvasını dilimleyerek ikram edebileceğiniz gibi fırında pişirip de ikram edebilirsiniz. Ben daha önce fırında tahin helvası tarifi vermiştim. Bu tarifin içine damla çikolata bile ekleyebilir ve helvanızı daha da doyumsuz hale getirebilirsiniz.
http://cincinsfikirli.blogspot.com/2008/04/tahin-helvasi-firinda.html


Balık üzerine helva lazım tezini en iyi ifade eden aşağıdaki esprili yazılı paylaşmadan edemeyeceğim:)))



Koska bizlere kolaylık olsun diye fırında helva çıkarmış, alıp denedim. Sonuç leziiiizz.. İster kendiniz yapın, ister hazırını pişirin ama balığıın üzerine çoook iyi gidiyor!

12 Mayıs 2012 Cumartesi

PATLICANLI ŞAHANE BİR ET YEMEĞİ...HÜNKAR BEĞENDİ



Bizim evde mönüde et ya da balık olmazsa sofra keyfi biraz eksik kalır, doymuş da hissedilmez. Et yemeği deyince akan sular duruyor yani. Hele de böyle beğendi olunca. Beğendiyi bir keyifle hazırladım, eşimin gelmesine 5 dakika kala beğendi sunuma hazırdı. Ellerimi öpecek (ki böyle sulu ya da başka görüşe göre samimi girişimlerde bulunmaz) diye düşünerek sabırsızlıkla gelmesini bekledim. Öperek karşıladım. Sofraya geldiğinde ben bugün ikindide börek yedim, onu yemesem olur mu demesin mi! Beğenir misin beğenmez misin!
"Canım böreğini de ye, bunu da ye" diyen iştahlı arkadaşlarım ben de sizinle aynı görüşteyim ama benim eşim-tanıyanlar bilir- bana rağmen az yiyen ve iştahsız biridir. Beğendiye siz buyrun:

Hünkar Beğendi
4 kişilik
Malzemeler:
1/2 kg dana kuşbaşı
1 adet kuru soğan
2 yemek kaşığı sıvıyağ
2 çorba kaşığı salça
2-2,5 su bardağı sıcak su
Tuz, karabiber
Yarım limonun suyu
Beğendi için:
4 adet orta büyüklükte bostan patlıcan
2 çorba kaşığı un
2 çorba kaşığı sıvıyağ veya 2 çorba kaşığı tereyağı
2 çorba kaşığı rendelenmiş kaşar peyniri
2 su bardağı soğuk süt

Yapılışı:
Önce patlıcanları közleyin(ister ocakta, ister fırında). Közlediğiniz patlıcanların kabuklarını soyup, 5 dakika limonlu suda bekletin. Suyunu iyice süzün.Soyulmuş patlıcanları keskin bir bıçak yardımıyla incecik kıyın.

Bir tencereye 1 yemek kaşığı sıvıyağ ve etleri koyup etler suyunu salıp çekene kadar kavurun, sonra üzerine 1 yemek kaşığı sıvı yağ koyun ve  1 adet soğanı yemeklik doğrayıp soğanları kavurun. Salçayı ilave edip karıştırın. Sonra etlerin üzerini 1 parmak geçecek kadar su ekleyin. Etler yumuşayıncaya kadar haşlamaya bırakın. Haşlanan etleri bir kenara ayırın.

Beğendi sosu için: Ayrı bir tencerede yağda unu sararana kadar sürekli karıştırarak kavurun. Üzerine sütü ilave ederek çırpma teli ile sürekli karıştırarak pütürsüz sos kıvamına getirin. Sos fokurdarken içine kıyılmış patlıcanları ilave edin. Tuz, karabiber ve kaşar peynirini de ekleyip karıştırıp peynirler eriyince ocağın altını kapatın. Sosunuz yani beğendiniz hazır!
Beğendiyi sıcakken servis tabaklarına paylaştırın, beğendileri yayıp ortasını açın. Ortasına etleri yerleştirip servis yapın.
Afiyetle yemeniz dileğiyle...

Not: Bu yemek, tekrar ısıtmadan sıcak servis yapılırsa güzel olduğundan beğendisini servise yakın zamanda yapmanızı tavsiye ederim. Etleri önceden haşlarsanız ve patlıcanları önceden közlerseniz yemek servisinden  10 dakika  önce beğendi sosunu hazırlayabilir ve yemeğinizi sıcak sıcak servis yapabilirsiniz.

10 Nisan 2012 Salı

HER ŞEYDE DANTEL VAAR! İŞTE DANTEL KIYAFETLER!





















Siz evlenirken annenizin verdiği dantelleri burun kıvırarak geri çevirin, ya siz, evdeki dantelleri çekmeceklerden çıkarmayın, sonra da son moda trendini yakalamak için harıl harıl dantelli kıyafet arayın!!!Siz yok musunuz siz! İnşallah gönlünüze göre bir dantelli kıyafet bulursunuz:)))






Bende dantelli bluz var ama kızım için bir DIY projem var; annemin bir dantel örtüsüden ona bir elbise yapmak!!!






Not: yukarıdaki resimleri People Style &Watch dergileriden aldım.







5 Nisan 2012 Perşembe

DAMLA ÇİKOLATALI KEK

KIZ ÇOCUĞU SAHİBİ OLMANIN AYRICALIĞI BU OLSA GEREK!



Allahın bildiğini kuldan niye saklayayım; hep kızım olsun istedim. "Allahım sağlıklı olsun kızım olsun" diye dua ettim. Sonunda kızım oldu, binlerce şükür, sağlıklı ve hayırlı evlat olsun...

Ama annem benden 2 kat fazla sevinmişti. Sanırım 2 hayırlı 2 iyi kalpli 2 vefalı çocuğu olduğu için...Annem "o sana birgün arkadaş olacak" derdi. Bunları büyüdükçe yaşamaya başlamak ayrı konu ama ben kız çocuğunun onu erkekten ayıran en derin ve en belki de en büyük özelliğini annemi kaybettikten sonra yaşayarak anladım.

Annemi kaybettikten sonra bir daha annemin sevdiği hiçbir yemeği yapamayacağımı düşünüyordum, dolapta onun sevdiği şeyleri gördükçe içim acıyordu. Birgün mısır ununu gördüm ve artık Karadeniz yemekleriyle bağımın kopacağını düşündüm. Halbuki kızımın en sevdiği şeyler mısır unuyuyla yapılanlardı; mısır ekmeği, guymak, mısır unuyla kızartılmış hamsi. Sonra iyi ki bunları yapmayı öğrendiğimi düşündüm. Sonra da bunları iyi ki kızıma öğretmeye başladığımı düşündüm. İşte tam da bu düşüncelerin içindeyken kızım bir gün dedi ki "anne canımız guymak istediğinde ben yapabilirim, merak etme büyükannem bana öğretti".

Arkasından taziye için İstanbul'dan arayan Aslı, katıldığı bir seminerden bana birşey aktardı ki bu da benim yapbozumun bir parçası olarak annemin acısını haffletecekti. Kız çocuk ailedeki gelenekleri devam ettirir, ailedeki kültürü sürdürür. Evet ben nasıl annemden aldığım kültürü, gelenekleri sürüdürüyorsam şimdi sıra kızım Berildeydi.

Beril sıradan bir akşam yemeği için sofraya gül yaprakları döküyorsa, peçeteleri üçgen yapıp katlayıp masaya öyle koyuyorsa, büyükannesinden birçok şeyi kapmış ve devam ettiriyor demektir.

Ona bu blogum ailesinin sofraları olarak hatıra kalsın istiyorum, tabii yemek sohbetleriyle...




Bu yazıyı şaşaalı bir davet sofrasıyla tamamlamak gerekirdi ama elimizde nefis bir kek var:


Bu keki http://www.yoncadanlezzetler.com/ 'dan buldum. O da tarifi, “Karamelli Kek”, Lezzet Dergisi, Altın Mutfak Serisi, Kekler kitabından almış(tarife kakao, fındık ve damla çikolata ekleyerek, karamele yer vermemiş).
Biz çok beğendiiiik.







DAMLA ÇİKOLATALI KEK





Malzemeler
2 yumurta
1 su bardağı toz şeker
3/4 su bardağı süt
1 çay bardağı sıvıyağ
1 paket vanilya
1 paket kabartma tozu
2 su bardağı un
2 çorba kaşığı kakao
1 avuç fındık, kavrulmuş
1 avuç damla çikolata
Yapılışı
Yumurtalar ve şeker mikserle krema kıvamına gelene kadar çırpılır. Sıvıyağ ve süt eklenerek karıştırılır. Un, kabartma tozu, vanilya ve kakao elenerek eklenir. Fındıklar, rondoda irice çekilir ve unlanarak eklenir. Fırın kabı yağlanarak unlanır. Kek harcının bir kısmı kalıba dökülür, damla çikolata serpilir, tekrar kek karışımı dökülür, damla çikolata serrpilir ve kalan kek karışımı kalıba dökülerek, önceden ısıtılmış 175 derecelik fırında 40 dk kadar pişirilir. Ilındıktan sonra kalıptan çıkarılır ve iyice soğuduktan sonra dilimlenerek servis edilir.




Ben keki pişirmek için 2 ayrı kap kullandım; biri dikdörtgen biri de gül şeklinde silikon kalıp. Gül şeklinde olanı sınıfına arkadaşlarına götüren kızım öğretmenine size kahverengi gül getirdim diye cilve bile yapmış:))))))))))




Sizler de yapın ve bizi anın....Afiyet olsun...

4 Nisan 2012 Çarşamba

MAYALI POĞAÇA

Geçen hafta annemin 40'ıydı. Evinin orada sokakta lokma döktürdük; lokma İzmirlilere özgü bir adet. Bir gün evde yapma şansım olursa paylaşırım.
Lokma dökülürken kızım merakla izledi. Gelip alıp gidenlerin bazıları annemi tanıdıklarından hüzünlü ve anılarla dolu bir gündü. Bu paylaşımlar kızımın acısını paylaşması için bir fırsat oldu. "Herkes büyükannemi çok seviyor" di mi diyerek gururla dolaştı ogün.
Umarım o da büyükannesinin onu ne kadar çok sevdiğini hep hatırlar...



Bu sıralar gene yemek dergileri atıyorum. İçlerinde ilgimi çekenleri kesip ayırdıktan sonra tabii...

Mayalı poğaça da onlardan biri. Kesinlikle tavsiye ediyorum çünkü kızım dahil evde herkes bu lezzete bayıldı.


MAYALI POĞAÇA
(25-26 adet)

Malzemeler:

1 yumurta (akı,sarısı ayrılır)

1/2 paket margarin veya tereyağı(ocakta eritilip ılıtılacak)

1/2 su bardağı sıvıyağ

3/4 su bardağı süt

1 paket yaş maya(40 g)

4 su bardağı un

1 çorba kaşığı şeker ve tuz

Üzerine serpmek için susam veya haşhaş tohumu

İçi için:

100g beyaz peynir veya lor peyniri

3 orta boy patates(haşlanmış)

1/2 demet maydanoz


Yapılışı:

Ilık sütün içine mayayı ve şekeri ilave edip mayanın kabarmasını sağlayalım. Elenmiş unun ortasını havuz gibi açalım. İçine mayalı sütü, yumurta akını, eritip ılıttığımız margarini, sıvı yağı, tuzu ekleyip hamuru yoğuralım. Hamur kabının ağzını örtüp ılık bir ortamda hamur 2 misli kabarana kadar mayalandıralım.

Bu arada poğaçanın iç harcını hazırlayalım. Haşlanmış patatesleri rendeleyerek ya da ezerek içine ezilmiş peyniri, kıyılmış maydanozu ekleyerek karıştıralım.

Mayalanan hamurdan yumurta iriliğinde parçalar koparıp önce yuvarlayıp sonra yassılatalım. Ortalarına hazırladığımız içten 1 çorba kaşığı ilave ederek hamur kenarlarını üstte toplayıp büzerek kapatalım. Margarinle yağlanmış fırın kabına hamurları ters çevirerek yerleştirelim. Hamurların ikinci kez mayalanması için oda sıcaklığında yarım saat daha bekletelim. Üzerlerine yumurta sarısı sürüp susam serperek önceden ısıtılmış 190derece ısılı fırında altları üstleri pembeleşene kadar pişirelim.

Afiyet olsun.

22 Mart 2012 Perşembe

AROMALI ZEYTİNYAĞI






Bahar kapımızda;


Bu bahar hüzünlü geçse de annemi çok özlesek de kendimize bakmaya, iyi olmaya çalışıyoruz.
İzmir'de çağla bademler çıktı, ilk çağlamızı yedik! Yollarda papatyalar, kır çiçekleri açmaya başladı...


Bahar temizliğine erken başladım, aslında evde oyalanmaya çalışma sonucunda atmak istediğim yemek dergilerini kurcaladım. Birinde bu aromalı zeytinyağı tariflerini görünce paylaşmak istedim. Annem her sene bütün sezon yetecek kadar tenekeyle zeytinyağı alırdı, sonra onları şişelere koyar ve bazılarını da salatalar, mezeler için aromalı yaparız. Yaptığımız taze kekikli zeytinyağının fotoğrafını çekmiştim.
İşte o leziz aromalı zeytinyağları:





9 Mart 2012 Cuma

İZMİR'DEKİ KAHVALTI MEKANLARI: RAHATLA CAFE URLA






















Anneme hastanede refakat ederken hazırlamıştım bu postu. Yayınlama zamanı:

Şimdi 6 yaşında olan kızım ilk ata bindiğinde 3 yaşında idi. Bindiği yer de Urla'daki Rahatla Cafe idi. At ve dinlenme konseptini bir araya getiren hoş ismi ve logosu ile 0 zamanlar haftasonları geniş ferah bahçesi ve at binme parkuru ile oldukça rağbet gören bir yer idi.

Çoktandır gitmediğimiz mekana geçenlerde gittiğimizde değişiklikleri farkettik. Kapalı mekanı oldukça dar olduğundan bahçeye camdan bir kapalı yer yapmışlar ki insanın kış bahçesi diyesi geliyor. Ferah, şık ve sıcacık bir ortam.

Bir palyaço abla gene çocukları mekanda oyalıyor, onlara balondan kelebekler, köpekler, kılıçlar yapıyor.

Esas fark menüde; daha önce geleneksel kahvaltı olmayan mönüde şimdi yok yok, hem de fiyatlar günümüz için eskiye nazaran daha makul. Çok lezzetli ve hem göz hem de karın doyuran keyifli kahvaltı kişi başına 15TL, yumurta ekstra içeceklerle bu 25 TL'yi buluyor.


Kızım Güneş isimli ata binmeyi seviyor zira o bir pony. Bu arada her yaştan biniciyi burada görmek mümkün, bense hiçbir zaman ata binme hevesinde olmadım ve denemedim. At eğiticileri ise çocuklarla atları son derece sempatik bir noktada buluşturan çocuklara at sevgisini aşılayacak kadar ilgili ve sevgi dolu kişiler. 5 dakika ata binme ise sanırım 10TL idi.

Gitmek isterseniz İzmir – Urla otoban çıkışından sonraki Dörtyol Mevkii’ne gelmek ve Opet – Shell benzin istasyonları arasındaki giriş tabelasını takip etmek.

Bu şirin yerin sitesi de bir hayli hoş, ilgileniyorsanız detaylar için buyrun:




8 Mart 2012 Perşembe

TAHİNLİ KURABİYE






Zor günler geçiriyorum, annemin acısı hala çok taze...kendimi yaşama kaptırmaya, gündemi takip etmeye ve vakit geçirmeye çalışıyorum. Spora başladım. Sinemeya, kızımın arkadaşlarının doğumgünlerine, alışverişe gidiyorum. Kafamı tam verebildiğim acımı unutabildiğim saatler çoook az.. Vücudumda kaşıntılı kırmızı benekler çıktı, sanırım üzüntüden. Bu üzüntünün sağlığıma daha fazla zarar vermesini engellemek için hayata tutunmaya çalışıyorum. Bu blog da o parçalardan biri.


Annemin vefatından bir süre önce yaptığım bu kurabiyelerin tarifi buradan.




Tahinli Kurabiye


Malzemeleri
· 1 su bardağı sıvıyağ
· 1 su bardağı tahin
· 1 su bardağı pudra şekeri
· 1 su bardağı dövülmüş ceviz
· 1 paket kabartma tozu
· 4.5 su bardağı un
Hazırlanışı
Tüm malzemeler cam kapta karıştırılarak hamur elde edilir.Hamur ikiye bölünüp pasta tabağı büyüklüğünde merdane yardımıyla açılır.Su bardağı ile kesilen kurabiyeleri fırın tepsisine dizip 180 derecede pişirelim. Soğuyunca servise sunulur.


Ben nasıl yaptım: Ben yarım ölçü yaptım(2.5 su bardağı un koydum). Kimine elimle şekil verdim(kalburabastı tipi) kimine kalıpla şekil verdim. 20 tane kurabiye çıktı.




Tadı süperdi, un kurabiyesi gibi ağızda dağılıyordu.




Afiyet olsun.


1 Mart 2012 Perşembe

ANNEMİ KAYBETTİM.




Bu yazıyı yazmak için zorluyorum kendimi, gerçekle yüzleşmek ve bu gerçek acı da olsa karşısında dik durabilmek için...günlerdir beceremiyorum, belki fazla hızlı iyileşmek için kendime kısa süreler tanıyorum...



Canım annemi 11 Şubatta kanserden kaybettim.




Babamı 1996'da kaybettikten sonra annem, kardeşim ve ben daha da kenetlenerek biribirimizi hiç bırakmadık. Her özel günde bir arada olduk, her dakikayı özele çevirdik. Birlikte öyle çok şey paylaştık ki... Babamın acısını hiçbir zaman içinden atamayan annemi sürekli teselli etmek ve hayata bağlamak için öyle çok çabaladık ki. Anneciğim özellikle torunu olduktan sonra gerçekten hayata bağlandı ve hayatını kızımla yaşadı.



Annemin öleceği düşüncesi ile aylarca içim kan ağladı, nefes alamadığımı hissettiğim geceler oldu, onsuz bir dünyada kayıp olacağımızı düşündükçe ağlamalarım son bulmuyordu. Gene de anneme ne hastalığını ne de moralimizi belli ettik. Ona son zamanlarında da özenle ve sevgiyle baktık. Ve o bizi yaşadığı gibi istediği gibi asilce bıraktı gitti.



Onsuzluk çok zor... en zor günlerimizde İzmirde tanıdığımız herkesin evimize akın etmesi ile ilk travmatik üzüntüleri yumuşakça yaşadık. Uzakta yaşayanların telefonlarıyla teselli bulduk. Özlem her geçen gün artarken arkasında bıraktıklarının güzelliği ile teselli bulduk; evet en büyük miras hem annemin hem babamın anıldıkları sıfatlardı; onurlu, dürüst, yardımsever, bakımlı, iyi aile, cömert, tatlı insanlar...



Annem de babam da hergünü özel ve imkanın ölçüsünde en iyisini yaşayarak geçirmeyi öğrettiler bize...Biz de öyle yaparak onların huzurlu olmalarını diliyoruz.



Mutlu aile olmanın inceliklerini ailemize de yansıtacağız, öğrendiğimiz bu güzel erdemli şeyleri devam ettireceğiz.



Nur içinde yatsınlar...

9 Şubat 2012 Perşembe

KELEBEK MOTİFLİ YÜN ÖRGÜ KAZAK









Kız çocuğu işte, çiçek, kelebek gibi motifler seviyor. Büyükannesi de(anneannesi- anneannesinin öğretmesi ile büyükanne diyor) 71 yaşında onun sevgisiyle yeni motiflerle onu mutlu etmek için uğraşıyor.




Bu motifi ben netten buldum, nette böyle örgü şablonu bulmak çok zor oluyor. Bunu bulunca altın bulmuş gibi sevindim.






Anneciğime de torunu için örmek düştü. 6 yaşındaki minyon kızım için ördüğü kazağa tek kelebek yapmayı düşünürken kelebek az gelip ön yüzde bir boşluk görünce bir kelebek daha ekledi, böylece daha da güzel ve dolu bir görüntü çıktı. İp olarak da hafif simli orta kalınlıkta bir yün seçtik, 4 numaralı şişle ördü.







Dipnot: bunu annem bu kış kızımın kasımdaki doğumgününde hediye olarak verdi. İnsanın 1 ay sonra ne olacağı belli olmuyor, günlerini torununu ve bizleri mutlu etmek için geçiren canım annemin çok ağır hasta olduğunu kasım ayı sonunda öğrendik. Şimdi kaybettiğim hayallerim arasında annemin iyileşip kızımla daha uzun yıllar güzel zamanlar geçirmesi var.










7 Şubat 2012 Salı

BLOGCUYA ÖZEL BUTİK



İstanbul Beşiktaş'ta açılan V Butik bloggerlar için özel köşe yapmış; oturup kahve içip sohbet etmeleri için. Ne hoş! Acaba İstanbullu bloggerlar bir buluşma gerçekleştirdiler mi orada? İzlenimlerini almak isterdim!

4 Şubat 2012 Cumartesi

TERBİYELİ KUZU İNCİK




Hayallerimi kaybettim. Neşemi, enerjimi kaybettim. Her şeye rağmen kendimi yemek pişirmeye ve bloguma bu yemekleri eklemeye zorluyorum ve bu bana iyi geliyor.

İşte etobur cincinsfikirli'den güzel bir et yemeği daha...


TERBİYELİ KUZU İNCİK

Malzemeler:

1 kg kuzu incik (4-5 tane kuzu incik)

4 adet orta boy soğan

3 adet patates

3 adet havuç

2 adet kereviz(dilerseniz)

1 çorba kaşığı tereyağı


Tuz, karabiber
Terbiye için:

3 yumurta sarısı

2 limonun suyu

1/2 kahve fincanı su


Hazırlanışı:

Eti yıkayıp derin bir tencereye koyun. İri doğranmış patates, havuç, soğan, kereviz, tereyağı, tuz, karabiberi ve 1/2 çay bardağı ılık suyu ekleyip et yumuşayana kadar orta ateşte pişirin.(suyu biterse her 15 dakikada bir 1/2 çay bardağı ılık su ilave edebilirsiniz.)

Terbiyesi için tüm terbiye malzemelerini bir araya getirip çırpın. Hazırladığınız bu karışımı sıcak etin üzerine dökün. Karıştırıp bir taşım daha kaynatıp yemeğinizi servis yapın.


Afiyet olsun.

31 Ocak 2012 Salı

RADİKA SALATASI


Hayatıma otları soktum ya bir kere, cibes yaptım sever gibi yaptım ya bi kere, pazarda gördüğüm radikayı alıp yapmaya karar verdim. Annem eskiden yapardı, rahmetli babam severdi ama biz ağzımızı sürmezdik.
Bakalım şimdi kimler sevecek?

RADİKA SALATASI
Radikaların kök kısımlarını kesip atın, otları bol suda çamuru gidene kadar yıkayın. Sonra sirkeli suda bekletip gene yıkayıp süzün(yukarıdaki 1.resim çiğ radikaların fotoğrafıdır). Radikalar çok uzunsa elinizle ikiye bölün. Bir tencereye su koyun ve kaynamasını bekleyin. Su kaynadıktan sonra içine biraz tuz atın ve otları parça parça koyun. Tencerenin kapağını kapatmadan 7 -10 dakika arası haşlayın. Haşlanmış otları süzün, bir servis tabağına alın, ılınınca üzerine zeytinyağı, limon ve tuz karışımından oluşan sosu ve sarımsak rendesini dökün.

Afiyet olsun.


Tadını acımtrak bulduğumdan ve tadı kesinlikle bana hitap etmediğinden ben sevmedim! Otseverlere afiyet olsun!

28 Ocak 2012 Cumartesi

PAPYON MODASI YAYILIYOR...






Papyon modasının cinsiyet tanımadan yayılacağı belliydi.



Blogumda yaptığım yazıdan sonra "



bu ayki All dergisinde yukarıdaki papyonlu tarzlar yer aldı.


Evet papyon alma zamanı, bu trendi kaçırmayın derim.




19 Ocak 2012 Perşembe

DONDURUCU SOĞUKTA KUŞLARI UNUTMAYALIM!





Dün akşam haberlerde kedi köpekler hepsini yemesin diye ağaçlara ekmek asarak kuşları unutmayan hayvanseverleri minnettarlıkla izledikten sonra cici kuşlar için bu cin çözümleri nette görünce paylaşmadan edemedim. Lütfen bu minik dostları unutmayalım.

18 Ocak 2012 Çarşamba

BEBE YAKA















Bu sezonun modasından biri de bebe yakalar idi. Bir tane bebe yakalı bir şey edinemedim. Yukarıdakileri All ve People Style dergilerinden derledim. Şimdilerde indirimde fiyatları daha cazip hale gelmiştir, bir tane kapmalı!



HAMSİLİ PİLAV

Canım teyzem(nur içinde yatsın) ve güzel Samsun'un güzel insanlarının anısına...
taaa...kasım ayında kızımın doğumgünü için aile yemeğinde yaptığım bu güzel tarifi anca paylaşabiliyorum.

FIRINDA HAMSİLİ PİLAV





1 kg hamsi(kafası ve kılçıkları alınarak temizlenmiş hamsileri ortadan açarak kullanacağız)

2 yemek kaşığı mısır unu(ben Karadeniz usulü fırınlanmış mısır unu kullanıyorum)

İç pilav malzemeleri
2 su bardağı pirinç
3 bardak et veya tavuk suyu
3 çorba kaşığı yağ
1 orta boy soğan
1 tatlı kaşığı toz şeker
150g kuzu ciğeri
1 çorba kaşığı çam fıstığı
2 çorba kaşığı kuş üzümü
10-15 dal dereotu
Tuz
1 çay kaşığı karabiber
1 çay kaşığı tarçın
1 çay kaşığı yenibahar

İç pilavın yapılışı
Bir tavaya bir kaşık yağ koyup kızdırın. Bunun içine leblebi kadar doğranmış kuzu ciğerini koyup, sote edin. Tavayı ateşten indirip bir tarafa bırakın. Bir tencereye iki kaşık yağ koyun, soğanı pembeleştirin. Üzerine çam fıstığını atın ve rengi değişene kadar kavurun. Üzerine ayıklanmış, yıkanmış pirinç ilave edin ve 2-3 kez karıştırarak kavrulduktan sonra sıcak et veya tavuk suyu koyun. Karabiber, tuz, yenibahar, tarçın, toz şeker, kuş üzümü, kıyılmış dereotu ilave edip kapağını kapatın ve kısık ateşte pişirin. Piştikten sonra sote edilmiş ciğeri ilave edin ve karıştırıp demlenmeye bırakın.

Bir borcamın tabanını ve alt kenarlarını ayçiçek yağı ile yağlayın. Hamsileri mısır ununa bulayarak hazırlayacağız şimdi. Hamsilerin yarısı(500g) ile hamsileri açip mısır ununa bulayıp parlak kısmı yani sırtı alta, kuyrukları kenara çıkacak şekilde tabanı tamamen kaplayın.

İç pilavın tamamını hamsilerin üzerine koyun. Kaşığın tersi ile pilavı bastırarak düzleyin.

Sonra pilavın üzerini, kalan hamsilerı mısır ununa bulayıp sırtları yukarı gelecek şekilde kaplayın.


Şimdi fırına verme zamanı... Ön ısıtılmış fırında 180 derecede hamsiler kızarana kadar pişirin.


Afiyet olsun.
















15 Ocak 2012 Pazar

YENİ MODA PLASTİK PAPYONLAR nam-ı diğer TASARIM PAPYONLAR



Önce TV'de Burcu Güneş'te gördüm, gömleğin üzerine pembe plastik papyon takmıştı, çok şekerdi.. Sonra moda programında Hakan Akkaya'da ve sonra Kenan Doğulu'da gözlük şeklinde olan versiyonunu gördüm... Geçen cumartesi Hakan Akkkaya konuk olarak katıldığında Beyaz'a bu papyondan hediye etmesin mi!!! Heryerde bu papyon beni buluyordu! Çok orijinal ve tam benlik bu aksesuarı hemen aramaya başladım ama nette bile bahsedilmediğini gördüm,

çabalayınca 2 adres buldum:

the. isimli bir sitede bazı çeşitleri satışta(yukarıdaki foto o siteden).
ve...papyon gibi ilginç bir ürünle hikayelerine başlayan mimoco http://mimocoistanbul.tumblr.com/post/4611259220/tasar-m-atolyesi-mimoco-nun-ilk-urunu-papyon adlı sitede tam da aradıklarımı buldum! Papyon koleksiyonları var ve o papyonlar pleksiden yapılmış.


Online da satılan ürünlerin fiyatları 50-140 TL arasında değişiyor.


mimoco pleksi papyonların burada da online satışı var:








Bu papyonlardan istiyoruuuuuum!